Barış Gerçeker ile futbolu ve okuryazar sistemini konuştuk

KATEGORİ: Röportajlar

7 Ağu 2009

                                  

Ntvspor.net yazarı Barış Gerçeker ile futbolu ve okuryazar sistemi hakkında konuştuk.

Barış Gerçeker kimdir ? Spor yazarlığına ne zaman başladı ? Neler yapmaktadır ?

’79 Ankara doğumluyum. TED Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra Hacettepe’de İngilizce Kimya okudum, aslen Ankaralıyım. 2003’ten beri İstanbul’da yaşıyorum, ilaç sektöründe çalışıyorum. Spor yazarlığına yeni başladım. Evliyim.

Ntvspor.net bünyesine açmış oldukları okuryazar bölümü sayesinde katıldınız yani bir nevi alt yapıdan katılmış oldunuz.Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz ?

NTVSpor’un farklı bir yeri var spor medyasında, hem TV kanalı hem internet sitesi olarak. Okurlarına bu imkanı sağlamış olmaları büyük bir olay. Önemli bir fırsat, umarım altyapıdan üstyapıya çıkmakla kalmam, daha da ileri giderim.

Okuryazar sisteminden yükselmiş biri olarak yeni yazmaya başlayacak arkadaşlara ne önerirsiniz ?

Yelpazeyi geniş tutmakta yarar var. Sabır da şart. Her konuya bir şeyler yazmaya çalışmak yerine gerçekten fikir sahibi oldukları konulara odaklanmalarını tavsiye edebilirim. Yazarken okuyanlara farklı bir bakış açısı vermeye çalışmak önemli ama farklı olmaya çalışırken aykırı olmak noktasını da çok zorlamamak gerekir diye düşünüyorum.

Yazılarınızı yazarken tuttuğunuz veya sempati duyduğunuz takımlara karşı ne kadar duyarlısınız ?

Bu duyarlılık kaçınılmaz. Yazdığınız yazıların aldığı yorumlardan da anlayabiliyor şaşırabiliyorsunuz. Beklenmedik algılar söz konusu, bunu sadece okurlar yapmıyor, yazarlar da yapıyor ister istemez. Tarafsız olmak imkansız gibi, işi yazdıklarınızla karalamaya, kötülemeye götürmediğiniz sürece yan olmanın sakıncası olmamalı.

Takip ettiğiniz yerel,yabancı kaynaklar ,ligler , spor yazarları ve takımları paylaşırmısınız ?

Yaygın spor sitelerini takip ediyorum, derleme sitelerden spor yazarlarının yazılarını genel olarak izlemeye çalışıyorum. Kullandığım yabancı kaynak kısıtlı, Bleacher Report adlı yabancı sitede hem yazıyor hem okuyorum ama oranın odağı daha Amerikan olduğu için konuların tamamı bana hitap etmeyebiliyor. Avrupa futbolunun elit liglerini imkanım oldukça izliyorum, NBA’i çok yakından olmasa da takip etmeye çalışıyorum, F1’i de eskiden tutkuyla izlerdim ancak şimdi organizasyonun sönükleşmesi beni de uzaklaştırdı. Yerli basketbol ligimizi takip etmeye çalışıyorum, Euroleague’i de izlemeye çalışıyorum ama sıkı bir takipçisi olduğumu söyleyemem. Tenis ve voleybolu da spor olarak seviyor ve biliyorum ancak onun da çok yakın takipçisi olduğumu söyleyemeyeceğim. Durum biraz da zamansızlıktan tabi ki, artık hepsini izleyip takip etmek mümkün ancak zaman bulmak zor. Normal işim çok zamanımı alıyor, özel hayat da eklenince spor takibine ayırabileceğim zaman ne yazık ki istediğimin çok altında aslında. Özellikle takip ettiğim takım yok, taraftarı olduğum Fenerbahçe ve TED Ankara Kolejliler haricinde. Yazarlardan Rıdvan Dilmen favorim. Mehmet Demirkol, Uğur Meleke ve Mert Aydın da yazılarını kaçırmadığım ve tarz olarak beğendiğim isimler.

Türkiye’den beğendiniz teknik direktör ve futbolcular kimlerdir ?

Yerli teknik direktörlerden beğendiğim isim olduğunu söylemem zor ne yazık ki. Sivas’ta yaptıklarıyla Bülent Uygun’u takdir etsem de imaj problemi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca stres yönetimi konusunda başarısı tartışılır, kırılma noktalarında hep tökezledi takımı. Aykut Kocaman’ın oynatmaya çalıştığı futbolu beğeniyordum, imkanı olan bir takımda çalışmasını beklerken başka bir pozisyonda Fenerbahçe’de görev almaya başladı. Yine Ersun Yanal’ın da sürekli sabırsızlık kurbanı olduğunu düşünürüm. Mustafa Denizli’nin de winner bir hoca olduğunu düşünüyorum, çok sevmesem de tarzını, takdir ediyorum tabi ki. Fatih Terim’i sevmem ve teknik direktörlüğünü beğenmem. Yerli futbolculardan Arda Turan’ın zamanının en yetenekli yerli oyuncusu olduğunu düşünüyorum. Kariyerini iyi planlayabilmesi ve duygusal davranmaması halinde yurt dışında da kendini gösterip Tugay ve Nihat’a nasip olan ilgi ve saygının fazlasını elde edebilir. Gökhan Gönül’ün yakaladığı imkanı iyi değerlendirip hak ettiği yere gelen bir oyuncu olarak görüyorum.

Türk futbol anlayışı ile Dünya futbol anlayışı arasındaki fark sizce nedir ?

Yazılarımda da sık sık dile getirdiğim gibi, en büyük sorunumuzun altyapı kaynaklı bir ekol problemi olduğunu düşünüyorum. Gündelik hayatımızdaki kaos tamamen spor alemimizde de mevcut. Sadece futbolda değil, diğer spor dallarında da bu geçerli. Sistemsizlik sistem olmuş durumda. Bu nedenle “Türk futbol anlayışı” diye birşeyden bahsetmek bile çok mümkün değil aslında ilk noktadan. Çıkan jenerasyonlara göre şekillenen bir ekolümüz var. Gelen yabancı hocaların ilk ağzından çıkan “Türk futbolcusu çok teknik” lafının da aslında övülecek bir şey bulamadıkları için sığındıkları muğlak bir iltifat olduğunu düşünürüm. Asla bir İngiliz takımı gibi oynayamayacak oyunculara teknik yakıştırması yapmak zor. Bu da daha ziyade yine altyapı kaynaklı bir problem. Basit ve hızlı oynamayı öğretmediğimiz gençler ilerleyen yaşlarda da basit ve süratli oynamaktan uzak kalıyor. Futbolun gittiği yön dünyada bu iken biz bunun gerisindeyiz, hala çalım ve adam eksiltme öncelikliyiz, bunu pasla değil kişisel becerilerle yapmaya çalışıyoruz ama buna izin vermiyor artık savunmalar.

Turkcell Süper Lig takımları bu sene iyi transferler gerçekleştirdi.Size bu sene lig kalitesi nasıl olur ? ve hangi takımlar ve oyuncular lige damga vurur ?

Üç büyüklerin bu sene meydanı Sivas’a bırakmayacaklarını düşünüyorum. Evvelki sene tesadüf denilen şey yine tekrarlandı ve bu büyüklerin burnunu biraz olsun sürttü, bu nedenle işi sıkı tutuyor takımlar. Anadolu takımları büyükleri yakalamadı aslında, büyükler geriledi bana göre. Bunun tekrarlanması zor tekrar. Ancak özellikle Eskişehirspor ve Bursaspor iyi kadrolar kurdular. Ama şu anda zamanının İstanbulspor’unda gördüğümüz tarz birer toplama takım görüntüsü sergiliyorlar. Trabzon da geçen seneye göre değişim içinde ama golcülerinin gol problemi sürüyor. Beşiktaş da takviyelerde kısır gitti, ama daha 1 ay var transfer sezonunun kapanmasına, belli olmaz. Elano ve Santos önemli transferler, Vassell’in de Ankaragücü’nde neler yapacağını merak ediyorum.

Bildiğimiz kadarı ile Football Manager oynuyorsunuz.Keşfettiğiniz oyuncular oldu mu ?

Manager oynarken tercih ettiğim yöntem biraz farklı olduğu için bu imkanım oyunun son serisinde olamadı; oyuna işsiz başlayıp küçük takımlarla yükselmeye çalışıyorum. O nedenle oyunun ilk senelerinde yakın zamanda parlamaya aday oyuncular benim transfer listeme maddi sebeplerden dolayı giremiyorlar. Şu anda halen devam ettiğim 2023 senesine geldiğim kariyerimde ancak İtalya Serie C1’e yükselebildim, öncesinde ilk 10 senede Braintree adlı bir takımı Blue Square South’tan League One’a çıkarmıştım. Bu nedenle oyuncu skalam maalesef düşük.

Football Manager oyununda büyük takımları mı yoksa küçük takımları mı tercih ediyorsunuz ?

Bu soruya da cevap vermiş oldum bir yukarıdakinde. Mutlaka Fenerbahçe’yle bir sezon açar, öyle başlarım ama Türkiye liglerindeki yabancı kısıtlaması gerçek hayatta olduğu gibi el kol bağlıyor. O nedenle Fenerbahçe sezonlarından erken sıkılabiliyorum. Oyunun demo’su haricinde hiç büyük takımla oynamadım diyebilirim. Bir iki kez heves edip denedim ama sarmadı, küçük takımlarla yükselmeyi denemeyi tercih ediyorum. Ancak onlarla bir yere geldikten sonra teklif gelirse gidebilirim ama o kadar parlatabildiğim oyunum da olmadı son seride. Vasat bir teknik direktörüm korkarım J

Football Manager oyununu oynama amacınız nedir ? Eğlence için mi yoksa oyuncu veritabanından yararlanmak için mi ?

Benim için Football Manager bir spor veya menejerlik oyunu değil. Benim için resmen RPG’dir oyun. Kafam boş kaldığı anda oyunu düşünürüm vs. oyuncu veritabanı önemli bir kriter tabi ki, öyle olmasa diğer menejerlik oyunlarını da tercih edebilirdim. Gerçek hayattaki futbolla ilgili de bakış açısı olarak verdiği bir derinlik olduğunu söyleyebilirim. Gerçekçiliği sayesinde daha önce sahip olmadığınız bir empatiyi oluşturabiliyorsunuz, gerek hocalarla, gerek oyuncularla, gerekse yöneticilerle.

Son olarak bu işi düşünen arkadaşlara ne önerirsiniz ?

Tarz oluşturmaya çalışmak önemli. “Herkes gibi” olmamak önemli. Şu anda bu tarz yaratma konusu kendi adıma önemli bir adım örneğin. Bazı şeyleri oturttuğumu söyleyemem kafamda, sonuçta ben de yolun daha çok ama çok başındayım. Ama imkanım olursa bu işi gerçekten tam zamanlı ve profesyonel olarak yapmak isteyen biri olarak ciddiye alıyorum kesinlikle şu anda hobi gibi gözükse de. Neticede maddi bir yönü yok bu durumun, herhangi bir şan şöhret, tanınırlık vs de sağlamış değil. Eskisine nazaran çok daha geniş bir kitleye görüşlerini ilettiğini biliyor olmanın manevi hazzının yanında önemli bir sorumluluk hissi de var. O yüzden kalabalıkta sesi kaynayan biri olmamaya çalışıyorum, tavsiye edebileceğim şey de ancak bu olabilir.

Röportaj için teşekkür ederiz…

Benzer yazılar

Barış Gerçeker ile futbolu ve okuryazar sistemini konuştuk için 1 Yorum

Avatar

abdullah

9 Ağustos 2009 at 18:35

beşiktaş maçında fink’i beğendim .Beşiktaş için güzel bir açılış maçı olmadı ama ilerki zamanlarda oyununu düzelteceğini ve 10 numara güzel bir oyuncu bulacağını düşünüyorum.BEŞİKTAŞA BAŞARILAR DİLERİM

Yorum Formu

» Barış Gerçeker ile futbolu ve okuryazar sistemini konuştukSahaya çıkmadan idman.org'a uğrayın.

Spor Dalları

 

 

 

 

Günün Videosu

Ajda Pekkan'dan İstiklal Marşı sürprizi